Sosyal Sorumluluk Projeleri

GREENPEACE


GREENPEACE
Sosyal Sorumluluk - Kurumsal - Turcom

TURCommunique: Greenpeace'in kuruluşu hakkında bilgi verir misiniz?

Deniz SÖZÜDOĞRU: Greenpeace, bir grup aktivistin, nükleer denemeleri durdurmak için 1971 yılında küçük ve eski bir balıkçı teknesiyle Vancouver'den yola çıkmasıyla kuruldu. ABD gibi bir gücün karşısında durarak, bu durumu engellediler. Bu sırada gemide bir fotoğrafçı da vardı. Böylece haber yapılarak, tüm dünyaya duyuruldu. Bu olayın ardından Greenpeace'e sempati duyulmaya başladı. Çevre konularına daha fazla ilgi duyulmaya başlandı. Şu anda tüm dünyada 30'un üzerinde bölgede, 100'ün üzerinde ofisimiz var. Örneğin Greenpeace Akdeniz 3 ülkede faaliyet gösteriyor. Bunlar Türkiye, Lübnan ve İsrail. Merkezimiz Amsterdam Hollanda'dadır.

TURCommunique: Faaliyetlerinizden bahsedebilir misiniz?

Deniz SÖZÜDOĞRU: Faaliyetlerimizi kampanya mantığı ile yürütüyoruz. Global anlamda olan kampanyalar ve bunların çeşitli ayaklarından oluşuyor. Okyanuslar, denizler, ormanlar, Amazon Ormanlarını koruma üzerine, iklim ve enerji kampanyaları ki Greenpeace'in en öncelikli kampanyasıdır. Çünkü tüm çevresel sorunların ve sosyal çatışmaların tabanında enerji paylaşımındaki sıkıntılar, açlık, kuraklık, göç, gıda sorunu gibi durumların temelinde de iklim değişiklileri yatıyor. Enerji kampanyası dediğimiz; fosil yakıtlar yani petrol, kömür, doğal gaz gibi hatta nükleer enerjiler yerine yenilenebilir enerjinin, temiz enerjinin kullanımını öneren, bunun için yol haritası sunan, raporlar hazırlayan bir kampanya.

İkincisi toksik kampanyası, bu kampanya da teknolojik ürünlerin üretim aşamasında ve kullanımından sonra geri dönüşüm aşamasında toksik maddelerden elemine edilmesini kapsıyor.

GDO ve tarım kampanyası, sürdürülebilir tarımın mümkün olduğunu, endüstriyel tarımın, ekolojik tarım faaliyetlerine doğru evrilmesini hedefleyen bir kampanya.
Türkiye'de ise iklim ve enerji (kömür ve nükleer santrallere karşı) kampanyası aktif bir kampanya. Ülkemizde mevcut olan kömür santralleri dışında, 48 tane termik santral planları var. Kömürün maliyeti adlı bir raporumuz var. Rapor, kömürün ucuz bir enerji kaynağı olmadığını, kömür çıkartmanın maliyetini, yakıldıktan sonra çevreye olan etkisini, saldığı karbondioksitin iklim değişikliğine etkisi, yayılan küllerim tarıma etkisini, o civarda yaşayan insanların başta akciğer olmak üzere çeşitli sağlık sorunlarını, suya bırakıldığında, ısınan su nedeniyle balık ölümlerini, işsizlik gibi sorunları içeriyor. Kısaca termik santraller yarattığı sosyal maliyetlerle hiç de ucuz bir enerji türü değil.

Greenpeace, yerel mücadeleyi de destekliyor. Örneğin Efes Kampanyası. Gerzeliler, köylerinde yeni bir termik santralin yapılmasını engellemek için direniyorlar. Özellikle Karadeniz Bölgesi, çevre konusunun önemini kavramış olan bir bölge. Ağustos ayından bu yana çadırda yaşıyorlar ve makinaların önünde yatarak, sokmamayı başardılar.

Geçtiğimiz ay, çevre ile ilgili yapılan toplantıda olumsuz raporlar ortaya çıktı. ÇED sürecinin tamamlanması için ek görüş bildirdi ve belge istendi. Umuyoruz ki termik karşıtı mücadele kazanacak.

Bunun dışında Yalova, Çan, Yatağan'daki termik santralleri karşı da çalışmalarımız var. Bunların yanı sıra Türkiye'de 3 nükleer santral planı var. Mersin'deki santral mücadelesi 1970'lerden bu yana sürüyor.

Bir diğer kampanya denizler kampanyamızın başarılı bir projesi olan "Seninki Kaç Santim" var. Tonlarca balık çıkartan endüstriyel balıkçılık uygulamalarının yanlışlıklarını ortaya çıkaran ve sürdürülebilir balıkçılık kriterlerinin hayata geçirilmesi ve yavru balıkların avlanmamasını içeriyor. 9 tane türün avlanma boyunun değiştirilmesini istiyoruz. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı üzerinde büyük bir kamuoyu baskısı oluşturduk ve lüfer, lagos ve orfozun avlanma boyunu değiştirebildik. Gerçi lüfer bizim istediğimiz gibi olmadı. Bizim istediğimiz yani minimum üreme boyu, 25 cm iken, Bakanlık balıkçıları da memnun edebilmek adına 20 cm olarak belirledi.

Geriye 6 tane balık türü kaldı. Şu anda kalkan için bastırıyoruz. Haziran ayında yapılacak toplantı sonucunda da kalkanın avlanma boyunun 45cm olacak şekilde olumlu haberler bekliyoruz.

Son kampanyamız ise, GDO karşıtı "Yemezler" kampanyası. Şubat ayında başlayan yeni bir kampanya. Kasım ayında bir imza kampanyası yaptık. 2 günde 100 binin üzerinde imza toplayınca, kampanyaya başladık.

GDO, yani genetiği değiştirilmiş organizma, bir canlının genetik özelliklerinin insan eliyle laboratuvar ortamında değiştirilmesiyle elde edilir. GDO, dünyamız ve canlılar üzerinde yapılan tehlikeli bir deneydir.

GDO'nun zararlarına değinirsek, GDO'lar öldürücü alerjilere neden olabilir. Salgılanan böcek zehiri, insan vücudundan tam olarak sindirilemez. Dayanıklı böcekler oluşmasına neden olur. Yüksek dozda tarımsal ilaç kullanımı bitkilerin köklerinden toprağa ve suya karışarak çevre için tehlike oluşturur.

TURCommunique: Gelirlerinizi nasıl sağlıyorsunuz?

Deniz SÖZÜDOĞRU: Gelirlerimizi tamamen bireysel bağışlardan sağlıyoruz. Hiçbir şirket, hükümet veya kurumdan bağış kabul etmiyoruz. Finansal bağımsızlık temel deperlerimizden birisidir.

TURCommunique: Teknolojiden nasıl faydalanıyorsunuz?

Deniz SÖZÜDOĞRU: İstanbul ofisinde 50 kişi olduğumuz için altyapı çok önemli. Özellikle video konferans sistemi ile bölgesel toplantılarımızı gerçekleştiriyoruz. Karbon salımı ile iklim değişikliğine sebep olan uçaklar yerine otobüsleri tercih ediyoruz.

Ayrıca eylemlerimizi canlı olarak facebook, twitter gibi mecralardan da yayınlıyoruz.

TURCommunique: Verdiğiniz bilgiler için çok teşekkür ederiz. Çok keyifli bir röportaj oldu.